OKUL ÖNCESİ EĞİTİMDE ANİMASYON
OKUL ÖNCESİ EĞİTİMDE ANİMASYON
Çocukların boş zamanlarını gönüllü katılımlarıyla ve doyum sağlayıcı etkinlikler ile
geçirebilmeleri için turizm işletmelerince ya da belli kurumlarca düzenlenen yardımcı servis
niteliğindeki boş zaman değerlendirme etkinliklerine “Çocuk Animasyonu“ denir.
Okul öncesi eğitiminde; animasyonun tercih edilmesi, çocukların eğlenerek
öğrenmelerini sağlarken yaratıcılıklarının desteklenmesine olanak sunar ve çocukların
etkinliklere aktif olarak katılmalarına da fırsat verir. Çocuklar sahip oldukları sonsuz hayal
güçlerinin yardımı ile ellerindeki basit bir kutuyu donanımlı bir arabaya, üzerine sarındığı bir
bez parçasını dünyanın en güzel giysisine dönüştürebilecek yaratıcılığa sahiptirler. Bu
yaratıcı güçleri onların etkinliklere aktif katılımlarını sağlayabilir.
0-6 YAŞ ÇOCUKLARI ÜZERİNDE ANİMASYONUN ETKİLERİ
Bebekler, yaptığı hareketi ya da çıkardığı sesleri beğendiğinde durmadan o hareketi yapar.
Onun ilk yaratıcı hareketleri elleri ve ayaklarıyla başlar. Önce öykünme, sonra deneyle
sürdürülen bu ilkel canlandırma biçiminde önce hareketler sonra da konuşma kullanılmaya
başlar. Yani çocuklarda canlandırma oyunla başlamaktadır.

- 1 yaşından sonra; çocuklarda oyun oynama gereksinimleri giderek taklitlere dönüĢmektedir. Bir taraftan dil gelişimi hızla ilerlerken diğer taraftan yürüme, eğilme, yön değiştirme, gibi hareket becerilerini hızla kazanırlar. Kendine güven ve cesaret gibi özellikler de bu alanlardaki gelişime paralel olarak ilerler. Tüm bu hareket becerileri ve dil kazanımı çocuğa çevreyi keşfetme ve yeni deneyimler yaşama fırsatı tanır.
- 3–5 yaşları arasında; çocuklar düşsel oyunlarıyla kendilerine zengin bir yaşam ortamı yaratmaktadır. Oynadıkları oyunlarla farklı rollere bürünerek hem kendilerini hem dünyayı keşfe çıkarlar.
- 4-5 yaşlarında başlayıp 8-9 yaşları arasında; masal çağındaki çocuklar öyküler, fabllar, dramatizasyon gibi etkinliklerle hayal dünyalarını zenginleştirme olanağı bulurlar.

Çocuklar 3 yaşından itibaren duygusal tepkilerin gelişmesiyle tüm duygu türlerini
yaşamaktadırlar. Bu yaşlarda korku ve kaygı sıklıkla gözlenir. Çocukların korkuları yaşlara
göre farklılık gösterir. Özellikle 3-6 yaşları arasında çocukların hayal güçlerinin bilişsel
becerilerinin gelişmesiyle, dünyayı algılama ve yorumlama biçimleri değişmektedir.
Çocuklar 2–4 yaşları arasında karanlık, köpek, yılan gibi nesne ve olaylardan 4-6 yaşları
arasında da hayali yaratıklardan ve kendilerine zarar vereceğini düşündükleri kişilerden
korkarlar. Bu dönemde mizah duygusunu geliştirecek etkinlikler sunulduğunda çocuklar
daha aktif katılım sağlayacak ve eğlenerek öğreneceklerdir. Örneğin, 3 yaşındaki bir çocuk
sakal, gözlük, kocaman plastik bir burun takan birinden korkabilir. 5-6 yaşlarında mizah
duygusu gelişmeye başladığından dolayı bu durum komik olarak algılanabilir.
Çocuklarda mizah anlayışı bilişsel gelişimle birlikte evreler arası gelişmektedir. 1–2
yaşlarında bir nesneye başka bir nesneymiş gibi davranırlar. Örneğin,18 aylıkken bir
oyuncağı telefonmuş gibi kullanarak kulağına götürür. Telefonda konuşuyormuş gibi
yaparak bu duruma güler. 2 yaşında dil gelişimine paralel olarak mizah türü tanıdık
nesnelere, olaylara, insanlara ve beden bölümlerine komik adlar takmaktan hoşlanırlar. 3–6
yaşlarında gerçeklerin çarpıtılmasından çok hoşlanırlar ve bu durum onlara komik gelir.
Örneğin, uyaklı ve anlamsız sözcükler (poli, doli, koli gibi) çok hoşlarına gider ve bu evrede
eğlence sayılır. Konuşan hayvanlar, pasta canavarları gibi kahramanlar ya da kuklalar
eğlence unsurudur. 7–8 yaşlarında bilişsel becerilerin ilerlemesiyle daha ince şakalardan
hoşlanırlar.
Bu dönemde önemli olan, çocukların uygun olmayan, gelişimlerini destekleyici
niteliklerden yoksun, yetersiz masal ve öykülerden uzak tutulmalarıdır. Bu tür öykü ve
masallar çocukların korkularını pekiştirebilir, yeni korkulara ve kaygılara neden olabilir. Bu
nedenle bu dönemde kullanılacak animasyon etkinliklerinde bilinçli davranmak gerekir.

Yorumlar
Yorum Gönder